Klinik Psikoloji Çalışmalarım
Şu anda yalnızca 3 alanda çalışıyorum: OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk), Kaygı Bozukluğu ve İlişki ve Kendini Anlama.
Bu alanlar için çalışma yöntemim, görüşme sıklığı, çalıştığım yaş grubu farklılık gösteriyor. İlgilenirseniz aşağıdaki başlıklardan her birisi için hazırladığım bilgilere ulaşabilirsiniz.
Bu alanları seçmem bir tesadüf değil. Deneyimden gelen uzmanlığım, eğitim ve araştırmalarla mesleki uzmanlığa dönüştü. 2019 yılından bu yana yalnızca bir nevi damından düştüğüm ve sonunda meslek olarak da uzmanlaştığım alanlar.
Her şeyi çalışmak yerine, gerçekten iyi tanıdığım alanlarda derinleşmeyi tercih ediyorum.
Genel çalışma yaklaşımımı hak temelli psikoterapi olarak benimsedim. Benim için psikolojik iyi oluş yalnızca bireyin iç dünyasıyla açıklanamaz; bireyin yaşadığı sıkıntıları sadece bireyin psikolojik sorumluluğunda ele almak yerine bütüncül yaklaşıyorum. Bireysel faktörler, aile dinamikleri, kişlik, genetik ve fizyolojik gibi faktörlerin yanısıra, insan hakları, toplumsal koşullar, danışan terapist arasındaki hiyerarşi ve içinde yaşadığımız toplumsal bağlam da zihin sağlığını doğrudan etkiler. Özellikle gençlerle çalışırken dünya meseleleri, gençlerin deneyimlerine özel yeni dünya kavram ve krizlerini dikkate alıyorum. Bu nedenle terapiyi yalnızca semptomları azaltmaya yönelik değil, kişinin yaşamını bütüncül olarak anlamaya çalışan bir süreç olarak görüyorum.
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)
OKB ile ilgili bazı sorulara yanıtları aşağıda bulabilirsiniz.
Benim OKBmle Tanışın
Benim fark ettiğim birkaç farklı OKBmin ilki, ortaokul son sınıfta ve liseye yeni başlamışken ortaya çıktı. Biriktirme davranışı. Silgi tozlarını biriktirmek bir sebepten mantıklı ve rahatlatıcı gelmişti. Poşet poşet olan silgi tozları yığınımı daha iddiali bir OKB için bıraktım sanırım.
Bulaşma-kirlenme OKBsi. Lisenin bir yerinde yaşadığım bir gıda zehirlenmesiyle (ama çok fenaydı…) tetiklenen yediklerimin güvenilir olmadığı (aynı zamanda asla bozuk ürün kullanmadığını iddia eden restoran sahibinin de güvenilir olamayacağı, doğal olarak güvenilir kimse olmayabileceği) bilgisi, beni yediğim içtiğim her şeyi kontrol etmeye itti. Gerekeni yaptım. 3-4 sene süren katı bir ritüel listem oluştu. Önce, çeşme suyuyla çay demlemek yasak, diş fırçalamak yasak. Sonra içme suyuyla 3 kere diş fırçalamak iyi. Sonra diş fırçalarken şöyle durmak daha iyi. Sonra şöyle dururken böyle bir hareket yapmak güvenli. Gittiği yere kadar.
OKBm olduğunu ise lise ders kitabındaki kısa bir paragraftan öğrendim. Söyleyecek kimseyi bulamadım. Psikolog olayım dedim. Ne orijinal…
Bunun yanında elbette bir daha hasta olmamak için sürekli ve ritüellere göre hazırlanmış bir temizlik mesaim oluştu. Eller şu şekilde bu kadar yıkandığı şekilde temizdir. Sebzelerse önce şu kadar süreyle bu işlemden geçmeli. Temizlik mesaime düzen takıntısı eklendi. Market poşetlerini yıkamadığınızı ve belirli bir sırayla katlamadığınızı söylemeyin lütfen…
Düzen takıntıma yemek dışındaki hayatı da kontrol davranışları eklendiğinde (ocak kapalı görünebilir, ama bu onun kapandığı anlamına gelir mi?...) artık üniversiteyi kazanmış, Ankara’ya üniversite yurduna gelmiş ve ritüellerimin beni ele geçirmesiyle odadan çıkıp üniversitedeki derslerime gidemez olmuştum.
Aynada kendime yaptığım nazik (!) konuşmanın ardından yardıma ihtiyacım olduğu kesinleşti. İlişkisel OKBm olduğunu ise terapide keşfettim.
Başarısız bir terapist denemesi sonrası başarılı bir terapistle eşleştim. O zaman bu kadar sosyal medya terapisti yoktu, deneme – yanılma oranımız daha düşüktü. Ancak başarısız terapist denemem bana nasıl bir terapist olunmayacağını net şekilde öğretti. Ne demek istediğimi terapist denemeleriniz olduysa anlamışsınızdır.
Kendi OKB'mi anlamaya, neyi kontrol edemediğim için bedenimi, düşüncelerimi, davranışlarımı bu kadar kontrol etmem gerektiğini kavramaya başladıktan sonra sürecim beklediğimden çok daha hızlı ilerledi. Mezuniyet sonrası Boston Üniversitesindeki uzmanlık eğitimlerimi OKB'nin yakın komşusu kaygı bozukluklarını anlamak için Duygudurum Bozuklukları alanında ve psikolojiye bütüncül yaklaşmak için Psikofarmakoloji alanında yaptım. Yüksek lisans tezimde OKB ve ilişkili faktörleri; benlik korkusunu, tiksinmeyi, zihinsel kirlenmeyi çalıştım. Klinik pratiğimde de aynı damdan düştüklerimle çalışmayı derinleştirdim, OKB, Kaygı Bozuklukları alanında uzmanlaştım. Her defasında eski dostum OKBmi daha iyi anladım, anladıkça daha çok sevdim ne yalan söyleyeyim.
Kendi OKBm nedeniyle muhtemelen, ama ben OKByi çekici buluyorum. OKBnin kendi dilini kullanarak iletişim kurmasını, kendi içindeki tutarlılığını etkileyici buluyorum. Her defasında “kendine bunları yaptıran bir zihin bir anlasa neler yapar” diye meraklanıyorum. Bu nedenle klinik psikoloji odağında sadece OKB ve onun yakın komşusu kaygı bozukluğunu çalışıyorum. OKB benim süper gücüm. Sizin de muhtemelen. Şu düşünceleriniz bir geçse…
OKB Nedir?
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), kişinin istemediği halde zihnine gelen, yoğun kaygı yaratan düşünceler, imgeler veya dürtüler (obsesyonlar) ile bu kaygıyı azaltmak amacıyla yaptığı davranışlar ya da zihinsel ritüellerden (kompulsiyonlar) oluşan düşünce sistemidir. Genellikle obsesyon ve kompulsiyonlar beraber görülse de bazı durumlarda sadece obsesyon görülmesi mümkündür.
OKB'nin içeriği kişiden kişiye değişebilir. Kimi kişiler kirlenmekten, kimileri ilişkisinden, ahlaki bir hata yapmaktan, cinsel yöneliminden ya da istemeden birine zarar vermekten kaygı duyabilir. Dışarıdan bakıldığında çok farklı görünen bu belirtiler, aslında aynı döngüyle ilerler: istenmeyen bir düşünce ortaya çıkar, kaygı yükselir, kişi bu kaygıyı azaltmak için bir kompulsiyon yapar, kısa süre rahatlar ve ardından şüphe yeniden başlar.
Obsesyonlar: Obsesyonlar, kişinin istemediği halde zihnine gelen; rahatsızlık, kaygı, suçluluk veya tiksinti yaratan düşünceler, imgeler ya da dürtülerdir. Bu düşünceler kişinin değerleriyle çelişebilir ve çoğu zaman "Ya doğruysa?", "Ya kontrolümü kaybedersem?" gibi bitmeyen şüphelerle karakterizedir.
Sorun bu düşüncelerin varlığı değildir. Hemen herkes zaman zaman benzer düşünceler yaşayabilir. OKB'de farkı yaratan, kişinin bu düşünceleri tehlikeli veya mutlaka çözülmesi gereken bir sorun olarak değerlendirmesi ve onlardan kurtulmaya çalışmasıdır.
Kişi çoğu zaman bu düşüncelerden kurtulmaya çalıştıkça, düşünceler daha sık geri gelir.
Kompülsiyonlar: Kompulsiyonlar, obsesyonların yarattığı kaygıyı azaltmak, kötü bir olayı engellemek veya kesin emin olmak amacıyla yapılan tekrarlayıcı davranışlar ya da zihinsel ritüellerdir.
Kompulsiyonlar dışarıdan görülebilen davranışlar olabilir; örneğin el yıkama, kontrol etme, düzenleme veya tekrar etme. Ancak yalnızca zihinde gerçekleşen kompulsiyonlar da oldukça yaygındır. Geçmişi tekrar tekrar analiz etmek, dua etmek, saymak, internette araştırma yapmak, kendini ikna etmeye çalışmak veya sürekli güvence aramak da kompulsiyon olabilir.
Sorun düşünmek ya da kontrol etmek değildir. Sorun, bunların geçici bir rahatlama sağlasa da kısa süre sonra aynı şüpheyi yeniden başlatması ve kişinin giderek daha fazla zamanını almasıdır.
Yaygın OKB Çeşitleri
Kirlenme (Bulaşma)
Kir, mikrop, hastalık, kimyasal maddeler veya bulaşma korkusuyla ilişkili obsesyonlarla karakterizedir. Buna bağlı olarak aşırı el yıkama, temizleme, belirli nesnelere dokunmaktan kaçınma veya uzun, tekrarlı temizlik ritüelleri görülebilir. Ritüeller yapılmadığında, aksadığında ya da yanlış yapıldığında bir rahatsızlık huzursuzluk hissedilir.
Ne zaman OKB düşündürür?
Hijyen alışkanlıkları sağlıklıdır. Temizlik davranışının amacı temiz olmak değil, sadece belirli bir şekilde yapıldığında temiz olacağına dair inançla birleştiğinde, bir ritüel olduğunda, davranışı saatler almaya başladığında veya kişi temiz olduğunu bildiği halde tekrar tekrar yıkama ihtiyacı hissediyorsa OKB değerlendirilmelidir.
Kontrol Etme
Kapıyı kilitleyip kilitlemediğini, ocağı kapatıp kapatmadığını, mesajı doğru gönderip göndermediğini veya hata yapıp yapmadığını tekrar tekrar kontrol etme ihtiyacı ile seyreder. Gösterge yanlış olabilir düşüncesi, büyülü şekilde kapının açılabileceği fikri gelebilir.
Ne zaman OKB düşündürür?
Kontrol etmek herkesin zaman zaman yaptığı bir davranıştır. OKB’de ise kişi kontrol ettikten sonra kısa süre rahatlar, ardından aynı şüphe yeniden ortaya çıkar. Kanıtlar ne kadar güçlü olursa olsun, kısa süre sonra yeni bir şüphe ortaya çıkar.
Zarar Verme
Kişinin istemediği halde kendisine ya da başkasına zarar vereceğine ilişkin yoğun korkular yaşamasıyla karakterizedir. Özellikle doğum sonrası dönemde sık görülür.
Ne zaman OKB düşündürür?
Bu kişiler zarar vermek istemez. Tam tersine, zarar verme ihtimali onları yoğun biçimde korkutur. Bu durumda kişi kendinden ve yapabileceklerinden korkar. Bu nedenle bıçaklardan uzak durabilir, zarar vereceğinden korktuğu kişiyle yalnız kalmaktan kaçınabilir veya sürekli kendilerini kontrol etmeye çalışabilirler.
Ahlaki ve Dini Obsesyonlar
Günah işleme, ahlaki hata yapma, yeterince iyi bir insan olmama veya dini sorumlulukları eksik yerine getirme korkularıyla karakterizedir.
Ne zaman OKB düşündürür?
Vicdanlı veya dindar olmak OKB değildir. Aynı soruların tekrar tekrar zihne gelmesi, sürekli tövbe etme, huzur bulamama, güvence arama veya hiçbir zaman yeterince emin hissedememe OKB açısından değerlendirilmelidir.
Romantik İlişki OKBsi
Partnerini gerçekten sevip sevmediğini, doğru kişiyle birlikte olup olmadığını veya ilişkinin yeterince iyi olup olmadığını sürekli sorgulama ile karakterizedir. Kişi ilişkinin iyi olup olmadığını düşünmekten ilişkinin kendisini yaşayamaz.
Ne zaman OKB düşündürür?
Her ilişkide zaman zaman şüphe yaşanabilir. OKB’de ise kişi cevap aramaktan çok kesin bir cevaba ulaşmaya çalışır. %100 emin olunmazsa, bu ilişki aleyhine bir kanıttır. İnternette araştırma yapmak, başkalarına danışmak, hislerini test etmek veya partnerini sürekli analiz etmek günlük yaşamın önemli bir bölümünü kaplayabilir.
Cinsel İçerikli Obsesyonlar
Kişinin değerleriyle uyuşmayan, istemsiz ve yoğun rahatsızlık veren cinsel düşünceler yaşamasıyla karakterizedir.
Ne zaman OKB düşündürür?
Bu düşünceler kişinin isteklerini veya kimliğini yansıtmaz. Tam tersine, kişi bu düşüncelerden korkar, onları istemez ve bu nedenle yoğun suçluluk yaşayabilir. Kişi, düşüncesiyle kendisinin gerçeğini ayırt edemez. Düşünmek, eylemi yapmak kadar gerçekçi gelir.
Cinsel Yönelim OKBsi
Kişinin cinsel yönelimi hakkında bitmeyen şüpheler yaşaması ve sürekli emin olmaya çalışmasıyla karakterizedir.
Ne zaman OKB düşündürür?
Cinsel yönelimini keşfetme süreci ile OKB farklıdır. OKB’de amaç kimliği keşfetmek değil, %100 emin olmaktır. Sürekli analiz etme, test etme ve güvence arama davranışları gelişebilir.
Simetri ve “Tam Doğru Hissetme” OKBsi
Eşyaların belirli bir düzende olması gerektiğini hissetme veya bir davranışı “tam doğru hissettirmediği” için tekrar etme ihtiyacı ile karakterizedir.
Ne zaman OKB düşündürür?
Düzenli olmak tek başına OKB değildir. Kişi yalnızca “içine sinmediği” için ya da öyle yapmazsa kötü bir şey olabilir diye aynı davranışı defalarca yapmak zorunda hissediyorsa değerlendirilmelidir.
Varoluşsal OKB
Yaşamın anlamı, gerçeklik, bilinç veya varoluş üzerine sorgulamalarla karakterizedir.
Ne zaman OKB düşündürür?
Felsefi düşünmek doğal bir süreçtir. Terapinin de en keyifli alanlarından biridir. Ancak kişi bu soruların içinde sıkışıp kalıyor, cevap aradıkça yeni sorular üretiyor ve düşünmeyi durduramıyor, bu soruların yanıtından emin olunamadan bir şey yapmanın anlamsız olduğunu düşünüyorsa OKB söz konusu olabilir.
OKB ile Karıştırılan Durumlar
OKB ile Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu (OKKB)
İsimleri birbirine benzese de OKB ve OKKB farklı tanılardır.
OKB’de temel sorun istemsiz obsesyonlar ve /veya bunların yarattığı kaygıyı azaltmak için yapılan kompulsiyonlardır.
OKKB’de ise temel özellik çocukluk ve erken yetişkinlikten itibaren görülen katı mükemmeliyetçilik, düzen, kontrol ihtiyacı ve esneklikte azalmadır. Kişi çoğu zaman bu özelliklerini doğru ve gerekli bulur. Genellikle kişinin bu davranışları OKB’deki ritüeller kadar rahatsız edici olsa da daha çok bu davranışlar kişinin hayatında bir yere hizmet eder.
Örneğin;
OKB’de kişi kapıyı defalarca kontrol eder çünkü “Ya kilitlemediysem?” düşüncesinden kurtulamaz.
OKKB’de ise kişi hazırladığı raporu defalarca düzenleyebilir; amacı kaygıyı azaltmak değil, kendi yüksek standartlarına ulaşmaktır.
Her iki durumda da işlevsellik etkilenebilir; ancak bunu oluşturan psikolojik mekanizmalar farklıdır.
OKB ile Yaygın Kaygı Bozukluğu
OKB ve Yaygın Kaygı Bozukluğu birlikte görülebilir. Bazı kişilerde yaygın kaygı belirtileri OKB’den önce başlayabilir; bazılarında ise iki tanı aynı anda bulunabilir.
İki durumu ayıran temel nokta, kaygının konusu değil, kaygıya verilen tepkidir.
Yaygın Anksiyete Bozukluğu’nda kişi yaşamın birçok alanına yayılan sürekli endişeler yaşar.
OKB’de ise kişi kaygıyı azaltmak, belirsizliği ortadan kaldırmak veya olası bir felaketi önlemek için kompulsiyonlar geliştirir. Bunlar yıkama, kontrol etme, sayma, güvence arama gibi davranışlar olabileceği gibi yalnızca zihinde gerçekleşen ritüeller de olabilir.
Aynı düşünce her iki durumda da görülebilir. Örneğin “Ya işimi kaybedersem?” düşüncesi hem GAB’da hem OKB’de ortaya çıkabilir. Farkı belirleyen, kişinin bu düşünceyle kurduğu ilişkidir. OKB’de kişi bu ihtimali ortadan kaldırmak için ritüeller geliştirebilir; GAB’da ise daha çok sürekli endişe, zihinsel senaryolar ve hazırlık davranışları ön plandadır.
Bu ayrım her zaman kolay değildir ve kapsamlı klinik değerlendirme gerektirir.
Yaklaşımım ve Süreç
OKB tedavisinde amacım yalnızca kaygıyı azaltmak değil; kişinin belirsizlikle yaşayabilmesini, obsesyon–kompulsiyon döngüsünü fark etmesini ve yaşamını yeniden kendi değerleri doğrultusunda sürdürebilmesini desteklemektir.
Terapi sürecini danışanın belirtilerine, yaşam öyküsüne ve hedeflerine göre bireyselleştiriyorum.
OKB tedavisinde etkinliği en güçlü gösterilmiş yöntemlerden biri Bilişsel davranışöı terapi ve Maruz Bırakma ve Tepki Önleme yaklaşımıdır. Çoğunlukla bilişsel davranışçı terapiyle birlikte uygulanır ve araştırmalar bu yaklaşımla kişilerin yaklaşık %60–70'inde belirgin düzelme sağladığını göstermektedir.
Ancak benim için maruz bırakma, terapinin ilk adımı değildir. Benim için tek önemli şey anlamaktır.
Hatırladığım kadarıyla, yıllar önce biri bana "Şimdi çeşme suyuyla dişlerini fırçalayacaksın." deseydi büyük ihtimalle bir daha o terapi odasına gitmezdim. Ama OKBmin mantığını anlayınca bir gün ellerimi yıkamadan yemek yedim, çeşmeden su içtim. Şimdi düşündüğümde o da biraz abartıydı sanki. Ama kurtulmak isteği o düzeydeydi.
Ben önce kişinin OKB'sini anlamasını önemserim. Neden bu obsesyon gelişti? Neden kirlenme, ilişki ya da zarar verme teması? OKB bu kişiye ne söylüyor ve hangi ihtiyacı karşılamaya çalışıyor?
Bunları birlikte anlamadan yapılan maruz bırakmaların çoğu danışan için yalnızca korkutucu bir deneyime dönüşebilir.
Bu nedenle önce OKB'nin nasıl çalıştığını birlikte keşfederiz. Daha sonra maruz bırakmanın mantığını konuşuruz. Amaç kişiyi zorlamak değildir; kişi ne yaptığını ve neden yaptığını anladığında, maruz bırakmanın aktif öznesi kendisi olur. Bu keşif süreci benim için hep çok heyecan verici, odadaki diğer OKBli için de öyle olmasını sağlamaya çalışıyorum.
Ben kimseyi maruz bırakmam. Kişinin kendi yaşamını geri alabilmesi için ona eşlik ederim.
Bütüncül Bir Yaklaşımla Çalışıyorum
Kendi OKB deneyimim bana önemli bir şey öğretti: Zihin ve beden birbirinden bağımsız çalışmıyor.
Yıllarca yaşadığım bazı fiziksel belirtilerin yoğun kaygının bir sonucu olduğu düşünüldü. Ben de buna inandım. Ancak 32 yaşında çölyak tanısı almamla birlikte, bedensel belirtilerimin önemli bir kısmının altta yatan fiziksel bir hastalıkla ilişkili olduğu ortaya çıktı. Bu deneyim, psikolojik belirtileri değerlendirirken biyolojik etkenleri göz ardı etmemem gerektiğini bana bizzat öğretti.
Bu nedenle terapi sürecinde yalnızca psikolojik süreçlere değil; gerektiğinde beslenme, uyku, kronik hastalıklar, vitamin-mineral eksiklikleri ve diğer tıbbi durumlara da dikkat ederim. Gerekli gördüğüm durumlarda danışanlarımı ilgili sağlık profesyonellerine yönlendirir, süreci birlikte takip ederim.
Son yıllarda gelişen psikonöroimmünoloji (psychoneuroimmunology) alanı; bağışıklık sistemi, beyin ve psikolojik süreçlerin birbirini karşılıklı olarak etkilediğini göstermektedir. OKB'nin tek başına inflamasyondan kaynaklandığını söyleyemeyiz. Ancak kronik stresin bağışıklık sistemi üzerinde etkileri olduğu, bazı fiziksel hastalıkların ise ruhsal belirtileri etkileyebildiği giderek daha iyi anlaşılmaktadır.
İlaç kullanan danışanlarda sindirim sistemi hastalıkları, beslenme sorunları veya bazı vitamin-mineral eksiklikleri tedavi sürecini dolaylı olarak etkileyebilir. Bu nedenle gerekli durumlarda psikiyatrist ve diğer hekimlerle iş birliği içinde ilerlemeyi önemsiyorum.
Bu nedenle terapiyi yalnızca belirtileri azaltmaya çalışan bir süreç olarak değil; kişinin biyolojik, psikolojik ve sosyal yönlerini birlikte ele alan bütüncül bir iyileşme süreci olarak görüyorum.
Kimlerle Çalışıyorum?
14 yaş ve üzeri ergenler ve yetişkinlerle çalışıyorum. Bunun nedeni, benim yalnızca konuşarak anlayabilmem. 14 yaş altı için zaman zaman dil ötesi anlama mekanizmaları gerekli ve bu hem benim becerimin hem de çevrim içi çalışmanın sınırları dışında. Bazen 14 yaş üzeri kişilerle de anlaşamıyoruz elbette, bu durumda onları başka bir uzmana yönlendiriyorum.
14 yaş altındaki çocuklarda doğrudan bireysel terapi yerine, ailelere OKB belirtilerini tanıma, çocuğa nasıl yaklaşabileceklerini öğrenme ve tedavi sürecini destekleme konusunda danışmanlık sunuyorum. OKB, sadece OKBli olanı değil, onun en yakındakileri de etkiler ve genellikle özellikle ev içindeki ya da en yakınlarla kurulan ilişkiler OKB’nin oluşumu ve sürdürülmesine yardımcı olur.
Çalışma Ne kadar sürüyor?
OKBnin geçebildiğini biliyoruz. Bunun tek bir cevabı yok. Bazı danışanlarla birkaç ay içinde hedeflerimize ulaşırken, bazı kişiler için süreç daha uzun sürebiliyor. Bunu belirleyen şey yalnızca belirtilerin şiddeti değil; OKB'nin ne kadar süredir devam ettiği, kişinin yaşam koşulları, terapiye aktif katılımı ve birlikte kurduğumuz çalışma ilişkisi de süreci etkiliyor.
Seans süresi ve ücreti nasıl?
Seans sürelerini 75-90 dakika olarak ayarlıyorum. Daha erken bittiği çok nadir, uzadığı daha sık görülür. Diğer çalışma alanlarında olmayabilir ama OKBde her hafta görüşmeyi tercih ediyorum. Bazı durumlarda haftada iki kere görüşüyoruz. Çok acil durumlarda daha sık. Ancak bu durumlar çok nadir. Seans ücretleri için iletişime geçmenizi rica ederim.
OKB Gelişmesinde Ailenin Rolü
Hem OKBlilerin hem de ailelerinin merak ettiği konulardan birisi OKBnin aile yüzünden mi geliştiği.
Buna net bir yanıt vermek zor. Tek başına aileyi sorumlu tutmak mümkün değil. Bildiğimiz kadarıyla OKB’nin tek bir nedeni yok ve bilinen nedenlerinde de çok net bir doğrultu yok. Genetik yatkınlık, mizaç özellikleri, yaşam olayları, öğrenme deneyimleri ve çevresel faktörler birlikte rol oynuyor. Aile de bu çevresel faktörlerden biri. Elbette görüşmelerde her ilişki gibi aile ilişkileri, ailedeki öğretiler, kurallar, dinamikler ele alınıyor.
Örneğin;
Belirsizliğin çok zor tolere edildiği aile ortamları,
Hata yapmanın ağır eleştirildiği ya da cezalandırıldığı evler,
Aşırı koruyucu ebeveynlik,
Sürekli güvence verilen ilişkiler,
Yoğun çatışma, travma veya kronik stres,
bazı çocuklarda OKB belirtilerinin gelişmesini veya güçlenmesini kolaylaştırabilir. Aynı koşullarda büyüyen her çocukta OKB gelişmez.
Ailenin etkisi olabilecek bir konu ailenin, kişinin OKBsine yardımcı olması olur. Çocuk ya da yetişkin danışanın kaygısını azaltmak için aile üyeleri zamanla ritüellere katılmaya başlayabilir.
Örneğin;
Defalarca güvence vermek,
Kontrolleri birlikte yapmak,
Temizlik ritüellerine katılmak,
Kaçınmaları kolaylaştırmak,
Ritüelleri daha rahat yapmasını sağlamak.
Bu davranışlar o anda kişiyi rahatlatır. Ancak uzun vadede OKB'nin sürmesine istemeden katkıda bulunabilir. Bu nedenle özellikle aynı evin paylaşıldığı durumlarda ya da 18 yaş altı OKBlilerde ailelerle çalışmak önemli bir yardımcı unsur.
Kaygı Bozukluğu
Kaygı bozukluğu ile ilgili bazı sorulara yanıtları aşağıda bulabilirsiniz.
Yaygın Kaygı Çeşitleri
Yaygın Kaygı Bozukluğu
Kaygı tek bir konuya odaklanmaz. Sağlık, para, aile, iş, gelecek veya günlük sorumluluklar hakkında sürekli endişe vardır.
Panik Bozukluk
Panik ataklar sırasında çarpıntı, nefes alamama, baş dönmesi, uyuşma veya kontrolü kaybetme hissi yaşanabilir. Zamanla kişi yeni bir panik atak geçirmekten korkmaya başlar.
Sağlık Kaygısı
Bedensel belirtileri ciddi hastalıkların işareti olarak yorumlama eğilimi vardır. İnternette araştırma yapmak, sık doktor değiştirmek veya tam tersine doktora gitmekten kaçınmak görülebilir.
Sosyal Kaygı
Başkaları tarafından olumsuz değerlendirilme korkusu ön plandadır. Topluluk önünde konuşmak, yeni insanlarla tanışmak veya hata yapmaktan çekinmek günlük yaşamı etkileyebilir.
Yaklaşımım ve Süreç
Kaygıyı ortadan kaldırılması gereken bir unsur olarak görmüyorum. Kaygı çoğu zaman bizi korumaya çalışan bir alarm sistemidir. Ancak bazen bu alarm, gerçek tehlikelerden bağımsız olarak sürekli çalışmaya başlar.
Terapi sürecinde amacım yalnızca kaygıyı azaltmak değil; kaygının nasıl çalıştığını birlikte anlamak, onu sürdüren düşünce ve davranış döngülerini fark etmek ve kişinin belirsizlikle daha esnek bir ilişki kurabilmesini desteklemektir.
Gerektiğinde bilişsel davranışçı terapi tekniklerinden yararlanıyorum. Bunun yanında, kaygıyı etkileyebilecek uyku, beslenme, kronik hastalıklar ve diğer biyolojik etkenleri de göz önünde bulunduran bütüncül bir değerlendirme yapmayı önemsiyorum.
Kimlerle Çalışıyorum?
14 yaş ve üzeri ergenler ve yetişkinlerle çalışıyorum. Bunun nedeni, benim yalnızca konuşarak anlayabilmem. 14 yaş altı için zaman zaman dil ötesi anlama mekanizmaları gerekli ve bu hem benim becerimin hem de çevrim içi çalışmanın sınırları dışında. Bazen 14 yaş üzeri kişilerle de anlaşamıyoruz elbette, bu durumda onları başka bir uzmana yönlendiriyorum.
14 yaş altındaki çocuklarda doğrudan bireysel terapi yerine, ailelere kaygı belirtilerini tanıma, çocuğa nasıl yaklaşabileceklerini öğrenme ve tedavi sürecini destekleme konusunda danışmanlık sunuyorum.
Çalışma Ne Kadar Sürüyor?
Kaygının anlaşılabildiğini biliyoruz. Bunun tek bir cevabı yok. Bazı danışanlarla birkaç ay içinde hedeflerimize ulaşırken, bazı kişiler için süreç daha uzun sürebiliyor. Bunu belirleyen şey yalnızca belirtilerin şiddeti değil; kaygının ne kadar süredir devam ettiği, kişinin yaşam koşulları, terapiye aktif katılımı ve birlikte kurduğumuz çalışma ilişkisi de süreci etkiliyor.
Seans süresi ve ücreti nasıl?
Seans sürelerini 75-90 dakika olarak ayarlıyorum. Daha erken bittiği çok nadir, uzadığı daha sık görülür. Diğer çalışma alanlarında olmayabilir ama kaygıda bir süre her hafta görüşmeyi tercih ediyorum. Bazı durumlarda haftada iki kere görüşüyoruz. Çok acil durumlarda daha sık. Ancak bu durumlar çok nadir. Uzlaştığımız düzenli görüşmeler sonrası ihtiyaca göre görüşme sıklığını yeniden planlıyoruz. Seans ücretleriyle ilgili bilgi için iletişime geçmenizi rica ederim.
Kaygı ve OKB Nasıl Ayırt Edilir?
Davranışsal ritüellerin olmadığı OKB’de, yani sadece obsesyonların, tekrarlayan düşüncelerin yaşandığı durumlar kaygıdan ayırt edilemeyebilir. OKB’si olanlarda kaygı bozukluğu görülme oranı %80 civarındadır.
Kaygı ve OKB’yi ayırt etmek için değerlendirebileceğiniz 3 temel kriter vardır:
- Açık olmayan, zihinsel ritüeller var mı
- Düşüncelerin teması gündelik hayatta gerçekten yaşanabilecek şeylerle mi ilgili (OKBliyseniz de buna muhtemelen evet diyeceksiniz)
- Düşünceler kişisel değerlerinizle uyumsuz geliyor ve bu uyumsuzluk sizde huzursuzluk yaratıyor mu
Bunlar yine de tam olarak ayırt etmeye yetmeyebilir, bu nedenle tekrarlayan ve sizi zorlayan takıntılı - tekrar eden düşünceleriniz varsa destek alabilirsiniz.
İlişkileri ve Kendini Anlama
İlişkileri ve kendini anlamakla neyi kast ettiğime dair açıklamaları aşağıda bulabilirsiniz.
Yaklaşımım ve Süreç
Diğer yaklaşımlarımdan biraz farklı şekilde, klinik bir tablo yoksa, bu alanda daha varoluşsal çalışmaya gayret gösteriyorum. Neyi neden yaptığımız, yapmadığımız keşfi keyifli bir macera gibi geliyor.
Aşağıdaki sorular son zamanlarda zihninizi meşgul ediyorsa ve bunları biriyle birlikte düşünmek istiyorsanız tanışmaktan memnuniyet duyarım.
Mutluluk benim için gerçekten ne ifade ediyor?
Sevgi nedir? Sevmek ve sevilmek benim için ne anlama geliyor?
Hayatımı hangi değerler doğrultusunda yaşamak istiyorum?
Neden benzer ilişki örüntülerini tekrar ediyorum? (sadece romantik ilişkilerde değil)
Kendimi ne kadar tanıyorum?
Gerçekten istediğim hayatı mı yaşıyorum, yoksa beklenen hayatı mı?
Tahmin edilebilir sebeplerden 18 yaş ve üzeri danışanlarla bu alanda çalışıyorum.
Çalışma Ne Kadar Sürüyor?
İlişkileri ve kendini anlama süreci kişiye, duruma özel ve çok değişken. Hızı ve ilerleyişi tahmin etmek şu anki kaynaklarımızla mümkün değil. Bu nedenle çalışmamızın birkaç ay sürdüğü ve hedefe (kişinin kendine) vardığımız da oluyor, bazen bu süreç yıllar sürebiliyor.
Seans süresi ve ücreti nasıl?
Seans sürelerini 75-90 dakika olarak ayarlıyorum. Daha erken bittiği çok nadir, uzadığı daha sık görülür. Görüşmemizin sıklığına beraber karar veriyoruz, kimi durumlarda her hafta, kimilerinde iki haftada bir, bazense sadece ihtiyaç duyulduğunda görüşüyoruz. Her durumda, ihtiyacı anlamak için ilk görüşmeleri tutarlı şekilde her hafta yapmak amaca ulaşmamızı kolaylaştırıyor. Seans ücretleri için iletişime geçmenizi rica ederim.
© 2025. All rights reserved.